-Yalnızca görmek istediklerimize odaklanarak yaşıyormuşuz. Nazarımız içimizden ileri geliyormuş. Önce görüp sonra bakıyormuşuz. -
Mücella hanımın büyük kapıların ardındaki küçük odasının penceresinin önüne biriken minik serçeler.. Hepsi birbirinin aynı görünen bu kuşlar Mücella hanımın tefekkür sebebiymiş. Sabah serçelerin sesine uyanıp, pencereyi açıp ekmek ufalayıp, su bırakıyor onlara. Kendisine sorulduğunda Rabbin güzelliğini görüyorum bu kuşlarda diyor. Kuş gibi sabah kalkıyorum nasibimin peşinden gidiyorum isteyince veriyor Rabbim. Hepimize farklı bir şekilde ama veriyor diyor. Bu kuşlar benim penceremin önündeyse beni vesile kılarak istiyor biliyorum diyor. İhtiyacı olan insan, hayvan.. hiç farketmez diyor. Kimi zaman maddi kimi zaman manevi diyor, hepimizin ihtiyacı oluyor. Aslında kendimize iyilik yapıyoruz diyor. İnsanlığımızı hissediyoruz, Rabbimizin istediğini de yerine getiriyoruz diyor. Ne güzel konuşuyor şu Mücella hanım insan hiç susmasın istiyor.
'Mücella hanım müthiş bir kadın' böye diyor mahalleden Arif amca. Daha küçükken de böyleymiş. O zaman durumları kötüymüş ama elinde olanı ikiletmeden isteyene verirmiş. Annesinden görmüş öyle diyo Arif amca. Rahmetli anası dermiş peygamberimiz böyle yaparmış, biri bişey isteyince vermemeye gönüm razı değil sen de sevdiğinin yolundan git ona benze dermiş. Arif amca diyo biz yeterince sevmiyoz demek ki kızım bak Mücella anasının kopyası. 'Sen kimin peşinden gidiyorsun kızım?' diyor bana. Aman Arif amca sorma bana böyle sorular. Dengem şaşar yalpalar düşerim iki adım sonra. Gözünü seveyim bırak beni. Arif amcanın tuttuğu yok oysa. İçim daralıyor böyle olunca. Böyle bi soru ama böyle soruldumu işte kurtulamam daha, kök salar içimde. Bırak Arif amca gideyim nerden geldim yanına, nerden sordum. Gideyim ben Arif amca, gideyim de içime dert getirdin az dinleyeyim kendimi. İyilik yapmadığımız şey değil Arif amca çık içimden! Sesini içime kazımışlar sanki. Aynı soru yankılanıyor içimde. Tamam diyorum daha dikkatli olacağım bundan böyle. Mücella hanımı örnek alıyorum bende. Sabah kapıda gördüğüm kedicikleri besliyorum. Ne tatlı şeyler! İçimi okşuyor sanki yumuşacık tüyleri. Ağaçları suluyorum, insanlara tebessüm etmekten keyif alıyorum. Küçük bi çocuğa matematik çalıştırıyorum şimdi. Mücella hanım diyor kendine iyilik yapıyor olmalısın, gülüşün değişmiş. Sevdiğimin peşinden gidiyorum diyorum, ne güzel gülüyor.
Not: Canım deeptone bana konu buldu ben de yazdım. Bana yardımcı olduğu için dünyalar kadar teşekkür ona gitsin. :)
Not: Canım deeptone bi yazısında müzik dinleyerek sanat icra etmekten söz etmişti ben de bu şekilde ayraç yapacağımı söylemiştim ona. Henüz yapmadım ama bu yazıyı yazarken Le Trio Jourban'dan Masar, Roubama,Sorrow ve Hawana'yı dinledim. Yine aynı müzikleri dinleyerek yapacağım ayraçları ve bi kitabımı hediye edicem bi arkadaşıma instagramdan bitirince. Bitirince duyurucam tekrar. Çok sevgi doluyum şimdi hepinizi seviyorum güzeller. :)
Mücella hanımın büyük kapıların ardındaki küçük odasının penceresinin önüne biriken minik serçeler.. Hepsi birbirinin aynı görünen bu kuşlar Mücella hanımın tefekkür sebebiymiş. Sabah serçelerin sesine uyanıp, pencereyi açıp ekmek ufalayıp, su bırakıyor onlara. Kendisine sorulduğunda Rabbin güzelliğini görüyorum bu kuşlarda diyor. Kuş gibi sabah kalkıyorum nasibimin peşinden gidiyorum isteyince veriyor Rabbim. Hepimize farklı bir şekilde ama veriyor diyor. Bu kuşlar benim penceremin önündeyse beni vesile kılarak istiyor biliyorum diyor. İhtiyacı olan insan, hayvan.. hiç farketmez diyor. Kimi zaman maddi kimi zaman manevi diyor, hepimizin ihtiyacı oluyor. Aslında kendimize iyilik yapıyoruz diyor. İnsanlığımızı hissediyoruz, Rabbimizin istediğini de yerine getiriyoruz diyor. Ne güzel konuşuyor şu Mücella hanım insan hiç susmasın istiyor.
'Mücella hanım müthiş bir kadın' böye diyor mahalleden Arif amca. Daha küçükken de böyleymiş. O zaman durumları kötüymüş ama elinde olanı ikiletmeden isteyene verirmiş. Annesinden görmüş öyle diyo Arif amca. Rahmetli anası dermiş peygamberimiz böyle yaparmış, biri bişey isteyince vermemeye gönüm razı değil sen de sevdiğinin yolundan git ona benze dermiş. Arif amca diyo biz yeterince sevmiyoz demek ki kızım bak Mücella anasının kopyası. 'Sen kimin peşinden gidiyorsun kızım?' diyor bana. Aman Arif amca sorma bana böyle sorular. Dengem şaşar yalpalar düşerim iki adım sonra. Gözünü seveyim bırak beni. Arif amcanın tuttuğu yok oysa. İçim daralıyor böyle olunca. Böyle bi soru ama böyle soruldumu işte kurtulamam daha, kök salar içimde. Bırak Arif amca gideyim nerden geldim yanına, nerden sordum. Gideyim ben Arif amca, gideyim de içime dert getirdin az dinleyeyim kendimi. İyilik yapmadığımız şey değil Arif amca çık içimden! Sesini içime kazımışlar sanki. Aynı soru yankılanıyor içimde. Tamam diyorum daha dikkatli olacağım bundan böyle. Mücella hanımı örnek alıyorum bende. Sabah kapıda gördüğüm kedicikleri besliyorum. Ne tatlı şeyler! İçimi okşuyor sanki yumuşacık tüyleri. Ağaçları suluyorum, insanlara tebessüm etmekten keyif alıyorum. Küçük bi çocuğa matematik çalıştırıyorum şimdi. Mücella hanım diyor kendine iyilik yapıyor olmalısın, gülüşün değişmiş. Sevdiğimin peşinden gidiyorum diyorum, ne güzel gülüyor.
Not: Canım deeptone bana konu buldu ben de yazdım. Bana yardımcı olduğu için dünyalar kadar teşekkür ona gitsin. :)
Not: Canım deeptone bi yazısında müzik dinleyerek sanat icra etmekten söz etmişti ben de bu şekilde ayraç yapacağımı söylemiştim ona. Henüz yapmadım ama bu yazıyı yazarken Le Trio Jourban'dan Masar, Roubama,Sorrow ve Hawana'yı dinledim. Yine aynı müzikleri dinleyerek yapacağım ayraçları ve bi kitabımı hediye edicem bi arkadaşıma instagramdan bitirince. Bitirince duyurucam tekrar. Çok sevgi doluyum şimdi hepinizi seviyorum güzeller. :)
